24 Ocak 2010 Pazar

The Proposition

proposition_03Lanet sinekler...
Bir tanesini öldürüyorsun, bir düzinesi cenazesine geliyor.


Senaryosunu Nick Cave'in yazdığı -müzik zaten nevi şahsına münhasır- bir film desem?

1800'lerin Avusturalya'sında geçen bir western desem?

Aborjinler desem?

Sonra sorsam;
Kim iyi kim kötü?


Anlamaya çalışsam;
Kötülerin günahlarını üstlenmiş iyiler. / Kötülerin cezasını vermeye çalışan kötüler. / İyilerin cezasını çekmelerini uman iyiler. / Hem iyiler hem kötüler... Karmaşa...

"Ne zaman?" dedi Ay yıldızlara.
"Yakında" dedi onu eve takip eden rüzgar.
"Kim?" dedi ağlamaya başlayan bulut.
"Benim" dedi atlı, kemik kadar sert.


Senaryo kafamızda resmettiğimiz Nick Cave'in ruhsal kompleksine cuk oturmuş kakocum. Suçun, suçlunun ve adaletin çok yönlü ama sonuçsuz bir analizi... Irkçılığa ve beyaz adamın dünyanın diğer ucundaki lanetine göndermeler... Kanlı mı kanlı bir film...

proposition_01

Şöyle olmuş izlerken;
Önce suçsuzun yanında olup suçluya yüklenmişsin. Bir bakmışsın suçluya öykünüp suçsuzdan tiksiniyorsun. Tam kimse suçlu değil aslında noktasına gelmeyi umarken... "herkes suçlu lan!" dedirtivermiş ve kendini en az suçlu ve en az suçsuzu ararken bulmuşsun. Herşeye rağmen [spoiler]o savcı olacak kaypak ile kelle avcısı ihtiyara daha bir[/spoiler] bilenmişsin...

Buyurun efendim teknik detaylar:
http://www.imdb.com/title/tt0421238/
"Nasıl?" dedi yeri eriten güneş.
"Neden?" dedi akmayı reddeden nehir.
"Nerede?" dedi sesi olmayan gök gürültüsü.
"Burada" dedi atlı, ve çekti silahını.
propsition_04

Velhasıl;
Güzel yazmışsın, söylemişsin Nick Baba...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder