4 Temmuz 2008 Cuma

Portishead

Portishead trip-hop'un yaratıcılarılarından olmasa da özellikle Amerika'da bu müzik akımının popüler isimleri arasında ilk sıralarda yer alır. Cezbedici karanlık Portishead müziğinin karakteristiği içinde yavaş ve elastik ritimler, cool jazz, acid house ve film noir olarak bilinen sinematik öğelerin müzikteki yansımaları göze çarpar. Türdaşlarıyla karşılaştırıldığında Tricky kadar avant-garde olarak, ne de Massive AttacK'ın bilinen kalıpları içerisinde değerlendirilir. Elektronik danstan alternatif rocka, technodan trip-hopa geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan grup, her ne kadar kendilerini trip-hop yada başka bir müzik akımına dahil görmek istemeseler de, müzikleri, basın ve otoritelerce bu kategori altında değerlendirilmiştir.

Portishead (Beth Gibbons, Geoff Barrow, Adrian Utley)

Henüz çok gençken yaratıcılığının sınırlarını keşfetme hevesiyle dolup taşan Geoff Barrow tarafından 1991 yılında kurulan Portishead, adını Bristol yakınlarındaki sahil kasabasından alır. Yaşadığı Portishead gemi banliyösünden ayrılarak müzik şirketi Coach House'da kayıt operatörü olarak işe başlayan Barrow, burada çalıştığı dönemde şirketin bünyesindeki stüdyolarda çeşitli gruplarla (Massive Attack, Tricky) biraraya gelir ve kendi düşüncelerini hayata geçirme fırsatı bulur. Primal Scream, Paul Weller, Gabrielle ve Depeche Mode parçaları üzerinde sample denemeleri ve remiks düzenlemeleriyle tanınmaya başlar. Bu dönemlerde barlarda şarkı söyleyen Beth Gibbons'la tanışır. Böylece Portishead kurulmuş, takip eden birkaç yıl içinde ikili parça yazmaya başlamıştır. Big John Patton ve the Jazz Messengers la çalışan caz gitaristi Adrian Utley gruba dahil olmasıyla grup şimdiki halini alarak albüm çalışmalarına girişir.

Dummy (1994)

DummyEsasoğlan Geoff Barrow'un hip-hop sevgisi ve Beth Gibbons'ın vokal tarzı, kara film müzikleri ve karanlık, keskin ritm öğeleriyle şaşırtıcı doğallıkta birleşerek, 1994 çıkış tarihli ilk albüm "Dummy" i ortaya çıkarır. Albümdeki parçalar, oynatıcıdaki ileri tuşunun nerede olduğunu unutturacak ve kıyaslanamayacak güzellikte olsa da "Mysterons", "Sour Times" ve "Roads" öne çıkan parçalardır (bence). "Dummy" ile -İngiltere'de henüz bir dinleyici kitlesine sahip olmayan trip-hopda- özellikle Amerika'da beklenmedik bir başarı elde eder, yılın başarılı albümleri arasında oylanır ve 1995'te Amerika'nın prestijli Mercury Müzik Ödülü ne layık görülür. Albüm, henüz Amerika turnesi yapılmamışken 150.000 kopya satacaktır. Bu sıralarda grup genel beğeni ve dış etklerden uzak durmaya çalışarak 2. albüm üzerinde çalışmalara başlar.

Portishead (1997)

PortisheadSancılı ve uzun sayılabilecek bir 3 yılın ardından Portishead adıyla yayımlanan 2. albüm gelir. Portishead albümü, grubun, Dummy'nin başarısıyla çok da ilgilenmediklerinin göstergesi sayılabilir. Özellikle Dummy'i takiben ortaya çıkmış grupların örnek aldıkları altyapıdan uzaklaştıkları görülebilir. Parçaların çoğunda Gibbson'ın vokali üzerinde kullanılan elektronik efektler, dinleyici üzerinde klostrofobik bir etki yaratır. Albüme başarı katan, duygulara dönük etkileyici zeminin yanında şarkı sözlerinin harikuladeliğidir. Portishead, her dinlemede güzelleşen ve büyüsünü arttıran bir albüm olarak grubun başarısına eklemlenmiştir.

PNYC - Live (1998)

PNYC - Live90'ların sonunda dünya genelinde, dinleyicilerin albüm dışı canlı performanslara yönelik ilgisine Portishead'de 3. albümleri PNYC ile cevap vererek, New York Roseland Ballroom'da 35 kişilik orkestra eşliğinde önceki iki albümden seçme parçaların yeraldığı özel konseri albümleştirdiler. Son canlı performanslarının üzerinde 7 yıl geçtikten sonra Portishead 2005 yılında Bristol'de düzenlenen Tsunami Yardım Konserinde yeniden karşımıza çıkar. Yine 2006 ve 2007 yıllarında çeşitli canlı performanslar ve tribute çalışmalarda bir görünür bir kaybolurlar.

Third (2008)

ThirdVe bugün... Son albümün üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçti. Uzun süredir albüm beklentisi içerisindeki dinleyici 2008 Mayısında Third'le buluştu. Yine albümdeki parçalar dinledikçe olgunlaşan türden. Yüzeysel dinlemelerle albüm hakkında bir fikre varmak zor. Daha bir saykodelik... Daha bir deneysel... Sindirme süreci sonrasında mevcut eleştirilerin aksine belki de en parlak Portishead albümü olduğu küstahlığında bile bulunabilirim. Third'ü alın ve atlamaksızın birkaç kez dinleyin. Parçalar arası görünmez bağ yavaş yavaş belirginleşecek. Albümün konsept yapısı içinde The Rip, Machine Gun ve Threads sırasının gelmesi daha bir istenen parçalar... (-bence) Dalında 2008'in en iyileri arasında yerini alacağı, kulaklarda hatırı sayılır bir yer edineceği aşikar... Sonuç olarak... Uzun süre beklettiler ama değmiş...

♦♦♦
Yararlanılan kaynaklar: allmusic.com | portishead.co.uk | radioeksen | wikipedia

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder