12 Haziran 2008 Perşembe

Aşk iktidarı seviyorsa eğer...

Bazı aforizmalar vardır. Öyle güçlüdürler ki öylece kabul edesiniz gelir sorgusuz sualsiz. Düşünürsünüz "yok be" dersiniz, "aslında" deyip karşıtlamaya çalışırsınız. Ama, şu, bu derken "hakikaten" lere döner eleştirinin yönü. Kabullenirsiniz. "Helal olsun amcaya" diyip desteklersiniz sonunda... Bir de sempati duyulan bir ağızdan çıkmışsa doğrudur zaten ne dese... Çoğu zaman koşulsuz kabulle sonuçlanır aforizmanın anlatmak istediği. Koşulsuz ama rahatsız edici bir kabul... Çünkü... Bir-iki kelime yada en fazla bir-iki cümle genel geçer doğruyu sunabilir mi sorusu dürter durur bir kenardan silik de olsa...
Şimdi bir deli, kuyu ve taş, 40 tane de akıllı lazım. Deli kakofoni olsun... Taş da rastgele bir büyük laf olsun... Mesela "Aşk, iktidarı sever!". Rahatsız edici.
Olası okuyucu tepkisi:
-aşk neyyy iktidar neyy?
-çok iyi laf lan yazayım bi kenara
-sever hakkaten
-ne alaka
-aşk yoktur
-aşk çocuğu mu oldun?
-bi sktr git
Gerek yok bunlara :). Derdim, iktidar sözcüğünün aşk yanındaki eğreti hali galiba... Fazlaca dokunuyor Schopenhauer'ın aşka dair açımlamasını alkışla karşılamış olsam da. Şu lanet sözcük: "İktidar"... Tamam aşk da lanet bir sözcük ama lanetin adi olmayan türünden en azından...(sanki)
"Velev ki aşk var" önkoşolunu koyarak, "sadece şekil yönünden inceleme yetkisi"yle seçilmiş bir laf deyip kaygıları azaltayım :)
İnsan doğasının öznel bilinemezliğine inat acemi ve kaygılı bir yolculuk... (mu yaptığım?)

1 yorum: