14 Haziran 2008 Cumartesi

Ahmet Aslan

"Kendim olduğum anılarım sadece köydeki çocukluk yıllarımdı. Nüfus kütüğüne kayıt olduğumda beş yaşındaydım. Kayıtlara geçtiğim gün kendimi kaybetmiştim. Okula başladığımda zorla öğretilip bana ait olmayan olgular ile mekanımı da kaybettim.

Okulda başarılı olduğum tek ders resim dersiydi. Belki de kaybettiğim kendimi tablolarda kalıcı hale getiririm diye düşünmüştüm. Tablolarımın birinde bulduğum şey tam kendim olmasa da, bulduğum tek şey Türkiye'de resimde birinci olmamdı. Onları da babamın yakıp üstünde keyifle çay ve sigara içmesini seyretmekle kaybettim.

Lisede Tembur ile kendimi yeniden aramaya başladım. Tembur çalmakla her ne kadar sevgililerim tarafından horlanıp ağustos böceğine benzetildiysem de, onlar da beni kaybetti.

Sonra sazımla beraber beni aramaya başladık...

Diyarbekir derken İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarına çıktık, derken her yerde beni aradık. Biraz hatırladık ama orda da yokmuşum. Sonra Almanya'ya gelmekle ben ve sazım, birbirimizi kaybettik.

Daha sonra gitar ile tanıştım. O beni sazımla buluşturdu, artık üç kişi olmuştuk; Ben, Tembur ve Gitar. Üçümüzden çıkan tınılarla yaşamın ( m.ö. ) 3000 yıl öncesiyle ilişkili olduğunu anladım. Bana öğretilenler, beni hala yanıltıyor...

Acaba tarih gerçekten sıfırın konulduğu yerde mi başlıyor?
Sıfırı doğru yere koymuşlar mı?"

♦ ♦ ♦

Müziğin sınırlanamaz çeşitliliğini, etnik vurgunun başatlığında sunar Ahmet Aslan. Türkçe zazaca şarkılar, türküden bluesa, bluesdan caza devinip durur. Dili müziğin önüne geçer sanırsın . Bilmediğin, anlamadığın farklı dilin tercümanı olduğunu farketmen çok da uzun sürmez. Anlamadığı anlayarak dinleme hissi yaratır kendi dilinde...

Sonra konuşmaya başlar derviş. Ulaşmak ister, anlamanı ister kendi harflerini kullanmadan. Seni anlatır, beni anlatır... Sorar. Bazen sevgiliye, bazen kendine ve sana... Ağıtlara sığınır. Müzik sadece müzik değildiri hatırlatır.

Şuan sadece iki albümü var Aslan'ın. Dinledikçe sayısı artan iki albüm... "Wa u Waxt (Wind Und Zeit) / Rüzgar ve Zaman" ve "Veyve Milaketo (Meleklerin Dansı) Dance Of The Angels"... Herşeyi, herşeyin içinde kendini bulabileceğin... Az ve öz...

1 yorum:

  1. Yalnızca bir kırıntıydı, içime düştüğünde.
    Bilmediğim bir neden beni alıp götürdüğünde o yerlere,
    o çocuk beni beklemekteydi.
    Rüzgarlı bir geceydi.
    Birilerinin bizim peşimizde olduğu belliydi.
    O karanlık dünyada tek rehberim o çocuğun eliydi.
    Ne kadar yaşamışım, ne kadar yaşlanmıştım?
    Kim ile dost olmuş, kim ile kavga yapmıştım?
    Şimdi geriye kalan tanımadığım bu tendi.
    Keder ve budalalıktan başka yaşamımın anlamı var mıydı? Tek verebileceğim cevap, şarkılarımı mırıldanmaktı: yaşananları anlamak, anlamak ve anlatmak... Kim için? Karanlık, rüzgar ve bu çocuk.
    "Hey! Kimsin sen?"
    Durduk.
    "Tanımadığın zamanlardan bir çocuk."
    "Öyleyse neden ben?!"
    "Dön arkana bak, ordasın sen."
    Döndüm. Yalnızca zifiri bir karanlık.
    Biliyordum, ben kederimin budalasıydım.
    Biliyordum, ben artık yalnızca bu küçük eldim.
    Şarkılarımı söyledim yeniden; anılarımı mırıldandım onun için.
    Çok adımlar attık... Sonra durduk birden. Bir kayaya yasladı beni:
    "İşte geçmişini ve kederini kaybettiğin yer burası.
    Burada, bu kayanın eşiğinde başlayacak yeniden senin yaşamın.
    Bundan böyle sırrın bu olacak."
    Elimi gezdirdim. Elimi yüzüme sürdüm.
    Gözyaşlarımı tutamadım.
    Rüzgar durmuştu artık, su sesleri duyuyordum.


    Yalnızca bir kırıntıydın, içime ilk düştüğünde
    Vakitsiz bir anda...

    Bilmediğim bir neden beni alıp
    Götürdüğünde o yerlere.
    Keder ve budalalıktan başka
    Yaşamın bir anlamı var mıydı?

    Aradığım aşkı bulduysam, sendedir.
    Ya bu benim içimde dolaşan da kimdir?
    Ya bu benim içimde mekan tutan da kimdir?

    Adem evvelinden beri
    Bir yanımız noksandır, neylersin...

    Beni bu alemde divane gibi gezdiren
    Sen değil misin?
    Geriye kalan yalnızca tanımadığım bu tendir.

    Aradığım aşkı bulduysam, sendedir.
    Ya bu benim içimde dolaşan da kimdir?
    Ya bu benim içimde mekan tutan da kimdir?

    Ahmet Aslan

    YanıtlaSil