20 Aralık 2007 Perşembe

Tutunamayanlar

Öznel bir denemedir bu. Terimlerin sınırlayıcılığına inat bir açıklama ve daha hayatı seçme hakkına sahip değilken, rol karmaşalarıyla yaşamak için programlanmaya çalışılan, avutulan ve avunan ve çoğu zaman varolduğunun bile farkında olamayacakların, bir şeyler söyleyebilme ihtiyacıdır bunları yazdırtan. Yaşama vermek istedikleri dışında almak istedikleri de olduğunu düşünenlerin yakarışı…

Nedir tutunamamak kimdir tutunamayan? Avunamamak mıdır? Şu dillerden düşmeyen basit bir “kaybediş” değil de ait olamayış olabilir mi? Şu yitiklik ya da bitiklikle açıklanıp duran? Dibe vurmak? Bunlar değil bana söylediği bu kelimenin. Aciz, ziyan olmuş, popüler kültürün yeni modası olarak sunulan ergenlik sendromu olarak alınamaz tutunamayan.

Tutunamayanları açıklamadan, tutunulması istenenler nedir bunu sormak gerekir. Tutunanlar diye bir karşıtlık var mıdır? Kimlerdir ve neye tutunmuşlardır? Paraya? Mutlu bir evliliğe? Gittikçe yükselen kariyerlerine? Torunlarını sevecekleri günün hayaliyle büyüttükleri çocuklarına? Avunabildikleri her şeye… Oysa ki avunamaz tutunamayan. Tutunamamak başarısızlık değil acı veren bir fark ediş ve bir ihtiyaçtır. Gereksizce tanrılaştırılanların yoluna bakıp özdeşim kurmak değil, biçimsel farkları olsa da yolun aynı yok olduğunu hissedebilmektir. Kendini gerçekleştirme fantazilerine kuşkuyla bakabilmektir. İstenilenlerin gerçekten istenilenler olup olmadığını, sonunda hayal kırıklığına uğrayacağını bilmene rağmen sorgulayabilmektir. Aitlik gereksiniminin tatminine dönük tutunuşlara, kendine tutunamayışları yeğleyebilmektir. “Nedir bu normal” diye sorabilmek ve tutunulması gerekenler listesi” ne koca bir çarpı atabilmektir.

Bunun için güç harcamak gerekmez. Birkez tutunamama noktasında olduğunu hissettiysen dönüş yoktur. Tutunamamak bir başarısızlığın tanımlarından biri olarak ele alınamaz. Yaşamın en başından bugüne süregelen biçimlendirme dönemlerinin dışına, belki sadece düşünsel anlamda biraz da olsa çıkabildiysen, ellerini bırakmaya başlamışsındır. En zoru da burada başlar. Normal ve olması gereken sen ve bulmaya çalıştığın senin düellosu…

Tutunamamak, tutunamayan için bir ayrıcalık, tutunanları eleştirme hakkı, bir sınıflandırma gereği olarak da kullanılamaz. Nihai sonun olduğu zaman kesitini içerisinde varolmak, bir tutunma durumunu zaten kaldırmıştır ortadan. Herkes tutunamamıştır aslında… Farkında olsunlar ya da olmasınlar…

Budur belki de “tutunamayan" ve "tutunamayanlar”…

2 yorum:

  1. nesnel bir cevaptır belki de bu yanılsama
    önsöz diye bir bölüm okuyarak kitabı anladığını zannetmek yada filmde çok kan kullandı diye hümanizmik yaşamımıza saldırdığını düşünmek yönetmenin savaş ve barışı okurken suç ve cezayı anlatmak tutunamayanları düşündükçe tutunabildiğimizi zannetmek ve yahut turgut gibi arabaya atlayarak tren garında park etmek... ve her seferinde şuna atlasam mı diye düşünerek katarların gidişini izlemek tutunmaktan ibaret bir şey... kız arkadaşının olması seni aldatması gözlerden kaçarak gezmesi, merkezi yerlerde, ama yakaladığında onu, kendine kızman belki tutunamamaktır. arkadaşının sana gelmesi artık senle yokuz demesi artık görüşmek istememesi tutunamamaktır belki. patlamalarla dolu haber bültenlerinin gölgesinde keyif yaparken barda aklına kardeşinin de patlama mekanını yakını bir yerde yaşadığının gelmesidir belki... bilincinin yorulması baş ağrılarının artması dibe vurmuşken yukarı çıkmak istemek tüm depresif tavırlarını alarak madde kötüye kullanmaktır belki... şehirden ayrılırken en sevdiğin şeyi yabancılara bırakmaktır... en iyi dostunu ek ders hesaplamak için aramaktır yada yıl sonu raporu tutmamak için fikrine başvurmaya çalışarak bir çeşit kullanmaktır... tutunamamak disconnectus erectus'un bir eylemidir. Tutunamayanlar klasik koşullanmazlar eğitemezler kaçamazlar yanarlar yandıkça öğrenirler kaçmayı fakat tekrar yanmayı tercih ederler. Korkuları çoktur fakat cesaretleri daha farklıdır. Yanılsalar da bilirler isyanı savaşı kavgayı ama uzaktırlar. Ceplerinde avuç içi mutluluklar taşırlar gözleri yaşlandıkça bakmaya gayret edemezler sevinçleri ürkektir aşkları en derinden... her an bir yumruk daha vardır hayattan yiyecekleri... uyku çok uzaktır geceleri ama uyanamazlar da geçici görevden dolayı. Cinsellik bile garip bir olgu olmaya başlar onlar için aseksüeldirler kimseye inandıramazlar ama bunu. Ölünce çekmecelerini açarsınız bir şey kalmamıştır izlerini yok etmek için çekmeceyi bile silmiştirler ki kimse arkalarından gelmesin yani bildiğimiz tek kanıt insan oldukları ve yaşadıklarıdır gözler görmez yalnızlığı sesler duyulmaz ardı sıra yaşanılamaz gökyüzü savaşamaz en yürekliler bile ayrıdır düşünceler iklimi birkaç uyku senfonisi ardında…

    YanıtlaSil
  2. farketmektir..

    YanıtlaSil