10 Haziran 2006 Cumartesi

Paradoks; Askerlik X Vatan Sevgisi

Etik anlayışımız, dini inanışımız yada ideolojilerimize karşılık, bireyin üzerindeki soyut değerler... 90'ların başından bu yana süregelen, medyada kendine yeni yeni yer bulabilmiş edinilemeyen bir hakkı... Öldürmeyi yada ölmeyi görev sayan, hayatların ortasına yerleştirilen sorgulanamaz dayatma. Evlilik, iş, adam olmak, erkek olmak önkoşulu...

Günlük yaşamımıza uygulayamayacak kadar sindirilmiş olmamın düşüncelerime müdahale etmesi söz konusu olmadı en azından. Sindirilme sürecinde sindirilmeyi kabul etmiş olmam ütopyalarıma sarılmama engel olamamış daha. Yapacağım askerliğin, alacağım eğitimin birilerini öldürmem için asla yeterli olamayacağına eminim en azından. Bana öğretilmek istenenlerin, öğrenmem gerekenlerin aylara malolması gerekmediğini elimde tüfek olsa da düşünmeye devam edeceğim en azından. Oldurmaya çalıştığım düzenin yerlebir edilmesiyle yaşanılan bireysel yıkımın toplumsal yükselişi, vatan sevgisini neresinden destekleyebileceğini düşünmeye devam edeceğim.

Vatan yoksa ben de yokumun karşısına ben yoksam vatan da yoktur karşıtını koyamayan tekdüzeler... Sev yada terket! Zihinleri iki seçenek üretebilen vatanın başka şeylere çok daha fazla ihtiyacı olduğunu görmezden gelen, -görmezden getirilen- mazotu bol gençler... Hem siz hem de kendim için üzülüyorum ben ya...

Tüm dünyada artık korunması gerekenlerin başına beyin askerleri dikmek gerektiğinin farkındalığında olmadığımız ortada. Korunması gerekenin ülke, toplum, ırk olmadığını farkedemediğimiz, ortak değerlerin farkına varamamış ve böyle giderse varamayacağımız, evrim sürecinde olumlu yönde gelişimin ne kadar yavaş devam etmekte olduğu ve belki de durduğu apaçık. İç dünyamda ütopyalarıma sarılmaktan başka yapabileceğim birşey olmadığına inandırılmış olmam, yarın bu yazdıklarımı bile hatırlayamama korkusunu da beraberinde getiriyor. İşlerlik kazandırmak bu kadar kolayken ütopiye dönüştürülenleri, insan beyninin henüz gelişemediği sonucuna bağlayarak kendimi rahatlatmak zorundayım. Selamımı çakarım, talimimi yaparım, koğuşuma girerim. Düşünmeye fırsatım olduğundaysa haykırmaya kaldığım yerden devam ederim:

Savaş çıkmış ve kimse meydanlara gitmemiş!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder